Ana Sayfa » Belediyeler » "Burdurlular Burdur'a sahip çıkın"

"Burdurlular Burdur'a sahip çıkın"

2013 yılından bu yana Burdur'da vali yardımcılığı görevinde bulunan ve son kararname ile Manisa Vali Yardımcılığı'na atanan Hayri Sandıkçı Burdur Gazetesi'nin “Şehirde ve Ülkede Gündem” köşesine konuk oldu.

 
 

Son kararname ile Manisa Yardımcılığı'na atanan Hayri Sandıkçı Burdur halkı tarafından sevinç ile karşılandı. Kararı ve çalışmalarını Burdur Gazetesi'ne verdiği mülakat ile dile getiren Sandıkçı, "Burdurlular Burdur'a sahip çıksın" dedi.  Vali Yardımcısı Hayri Sandıkçı'nın Burdur Gazetesi mülakatı: 

Hasan Türkel: Sayın Valim öncelikle ben öğretmen kökenli olmanızdan başlamak istiyorum. Öğretmen Okulu’nu bitirdiniz. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girmeye hak kazandınız. Fakülteyi de aynı zamanda çalışarak okudunuz değil mi? 

Hayri Sandıkçı: İlçelerde yetiştik, büyüdük. O zamanlar eğitimde şimdiki imkanlar yoktu. Tabi ki düşüncemiz Siyasalı bitirip kaymakam olmaktı. Ortaokuldan sonra ilçede eğitim iyi olmadığı için Öğretmen Okulu’na sınav kazanarak gittik. Hem iyi bir eğitim almak hem de aynı zamanda üniversiteye girebilmek açısından. O zamanlar hem öğretmen olunuyordu hem de lise mezunu olarak mesleğe girilebiliyordu. Öyle bir hak vardı. Bizde onu değerlendirerek öğretmen okuluna gittik. 

H.T: O dönemde çok iyiydi öğretmen okulları.

H.S.: İyiydi tabi ki. Bu zamandaki kolej okulu gibi sayılabilir o dönemin öğretmen okulları. Aslında öğretmen olarakta iyi öğretmenler yetiştiriyordu. İlkokul özellikle sınıf öğretmenlerinden. Çünkü bir öğrenci orada tam manasıyla öğretmenlik mesleğinin ruhunu kapsıyor. Öğretmenliğe kendisini hazırlıyor. O havayı teneffüs ederek yetiştiği için çok iyi öğretmen oluyordu bana göre. Birde oradan yetişenler köyde öğretmenlik yapmak üzere yetiştirildiği için köylere öğretmen göndermekte ve değerlendirmekte bir sıkıntı olmuyordu. Malum sonraki yıllarda öğretmen okullarının öğretmen yetiştirme fonksiyonunu kaldırıldı. İşte şimdi öğretmen okullarından mezun olan öğretmenler köylere gitmekte zorlanıyorlar. 

Eğitimin amacı yarıştırmak değil iyi insan yetiştirmek olmalı

H.T: Bu arada yaşadığınız ili ve ilçeyi de bir aktaralım. Nereliydiniz? Yaşadığınız il ve ilçe hakkında da şöyle bir toparlama yapalım Sayın Valim.

H.S.: Aslen Antalyalya-Kaşlıyım ama Elmalı, Finike ve birçok ilçede yaşadık. Babamın memur olması nedeniyle Antalya’nın üç-dört ilçesinde gençliğimiz geçti. Öğretmen okulundan sonra da hep dışarıdaydık. Tatillerde Antalya’ya geliyoruz.

H.T: Ülkemizin pek çok yerinde, Vali Yardımcılığı, Kaymakamlık yapmış kişi olarak hem de bir vatandaş olarak bakıldığında, şu anda ki eğitime genel anlamda bir çerçeve çizecek olursak.

Öğretmenlik yaptığınız dönemle bu dönemi değerlendirdiğinizde günümüzde öğretmenlerden beklentinin ne kadar gerçekleştiğine biraz değinebilir miyiz?

H.S.: Eğitim için o zamanlar imkanlar belki bu kadar yoktu ama ruhen ve düşünce olarak öğretmenler bir kere öğretmenliğe hazırdı. Toplumda da öğrenmek konusunda da bir istek vardı. Eğitimin amacı zaten iyi vatandaş, iyi bir yurttaş ve iyi bir insan yetiştirme üzerine gelişiyordu. Günümüzde eğitim sistemi bu amacı gerçekleştiremedi. Gençler eğitimde yalnızca sınavlar için yarışır oldular. İyi insan, iyi yurttaş ve fedakar insan yapısı ortaya konamadı. Yani sınavlara hazırlayan, ezbere dayalı bir eğitim sistemiyle devam ediyoruz. Çalışan, üreten insan bulmakta zorlanıyoruz. Hem işsizlik var diyoruz ama çalışacak fayansçıya, inşaatçıya kadar kalifiye  eleman bulunamıyor. 

H.T: Balıkesir Sındırgı, Elazığ Palu, Yozgat Sarıkaya, Kastamonu Vali Yardımcılığı, Mersin-Anamur Kaymakamlığı, ABD’de bir de inceleme süreci var. Türkiye’nin hemen her yerinde bulunmuşsunuz. Bütün bunların üzerine, Burdur’a geldikten sonra bir Burdur değerlendirmesi yapacak olursanız bu konuda neler söylersiniz?

Burdur aydın bir şehir diğer illere her konuda örnek olmalı

H.S.: Burdur’u kendi memleketim gibi görüyorum. Zaten öyle. Antalya Kaşlıyım ama Antalya’nın batısı Burdur, Muğla’nın Antalya’ya yakın bölümleri Teke Yöresi bizim yöremiz. Bizim kökenimiz hep bir yörüküz. Dolayısıyla Burdur’u kendi memleketim gibi görüyorum. İlk Burdur’a öğretmen okulu sınavına girmek üzere gelmiştim. Küçük ama  şirin bir il olarak gözüme çarptı. Burdur Gölü ve Salda Gölü’nden geçerken hep bir hayranlığımız vardı. Ama Burdur Gölü’nün çekilmesi, irtifa kaybetmesi bizi üzüyor. İnşallah kurumaz ve yeniden yükselme sürecine girer diye umut ediyoruz. Burdur aslında daha fazla gelişebilecek potansiyeli olan bir il. Yalnız mermeri, antik kentleri değil, turistik yörelerin hemen gerisinde kalması nedeniyle Torosların arka yüzü Antalya, Fethiye, Pamukkale ve Muğla gibi turistik yörelerin lojistik destek unsuru da olabilir ve turistik yörelerden % 5 bile turist çekebilmiş olsa daha hızlı gelişir diye umuyorum. Ama bu konuda planlı bir çalışma ve altyapı yok. Bunlar olursa ve turizmde çeşitlendirilirse Burdur turizmden ve diğer sektörlerden ivme kazanır diye düşünüyorum. 

H.T: Burdur’daki insan yapısı ve Burdur’un il dışından gelenlere bakışı, huzur kenti oluşu konularında da bir değerlendirme yapalım.

H.S.: Burdur nispeten küçük ölçekli bir il. İl merkezi olarak huzurlu, sakin bir kent. Fakat daha yaşanabilir bir Burdur oluşturabilmek mümkün. Trafiğiyle, çevre düzeniyle, insan ilişkileriyle ve sosyal donatılarıyla bu konuda biraz eksik var. Burdurlu hemşehrilerim bana alınmasınlar duyarsızlık var. Yani Türkiye’nin genelinde trafik, çevre gibi konularda  duyarsızlık var ama Burdur gibi eğitimli ve entellektüel yapısı olan bir ilin diğer illere  örnek olması gerekir. Çevre, trafik ve insani ilişkilerdeki hareketlerimize dikkat ederek örnek olmalıyız. Burdur’u çiçek gibi diğer illere örnek oluşturacak bir kent yapmak lazım. 

H.T:Bu mümkün aslında.

H.S.: Aslında mümkün. Eskişehir gibi büyük bir il bunu başarmışsa, küçük ölçekli Burdur çok daha iyi başarabilir. Beraber bir kalkınma hamlesi yapmak lazım. Bu konuda el birliği yaparak kenti daha yaşanabilir hale getirilebiliriz diye düşünüyorum. 

Köy Enstitüleri kalkınmanın aracıydı

H.T: Bu konulara ilgi duyduğunuzu ve katkı sağlamaya çalıştığınızı biliyorum. Bazı konulara nokta nokta değinelim. Burdur tarım ilidir geçmişiyle. Ama bugün tarlalar ekilmiyor, Burdur Teke, adını aldığı tekeden dolayı aslında küçükbaş hayvancılığın gelişmiş olduğu bir il idi. Şimdi bunu söyleyemiyoruz. Tarım ve hayvancılıkla ilgili yürütülen çalışmaların yetersizliği, politikaların isabetsizliği köylerin boşalmasına, gençlerin şehire gelmesine yol açtı. Köylerde bugün öğretmen yok, çocuk yok. Bu konuda önerileriniz ve tespitlerinizi var mıdır?

H.S.: Köylerin boşalması, üretimin azalması, tarımın bırakılması aslında Türkiye’de kısır bir döngü. İnsanlar daha iyi bir yaşam, sosyal imkan nedeniyle şehirlere gelmeye başladılar. Daha sonra malesef bizde köyleri kaderine terk ettik. Önce öğretmenleri sonra ebesini çektik. Daha sonra eğitimdeki adaletsizlik nedeniyle insanlar çocuklarının istikballeri için şehirlere göçmeye başladılar.

H.T: Taşımalı eğitime geçildi.

H.S.: Şehirlere gelen insanları tekrar köye götürmek zor oldu. Özellikle gençlerimiz tarımla ilgili işlerde çalışmak istemiyor. Bu da tarımsal üretimimizin bir oranda düşmesine, köylerin atıl vaziyette kalmasına neden oldu. Halbuki 1930’larda böyle bir toplu kalkınma hamlesi köylerden yapılmaktaydı.

H.T: Beş yıllık kalkınma planları vardı.

H.S.: Öğretmen okullarının ve daha önceki Köy Enstitülerini amacı da buydu. Her anlamda köylüyü hem eğitmek hem de üretime yöneltmek. Köylüyü kalkındırmak için örnek uygulamalar geliştirmekteydi. Bunlar ortadan kalkınca köyler kaderine terk edildi. Bugün köylerimiz birçoğu yalnız yazın yaylamak için gidilen ya da yaşlılıarın dinlendiği bir yer haline geldi. Yaşlılarımızında bir kısmı hastalıklarla uğraştığı için hastaneye yakın yerlere gelmek zorunda. Dolayısıyla yeniden bir üretim planlaması yapılabilir. Yani en azından belli köylerde organize tavuk tarım çiftlikleri oluşturarak hayvancılığı yeniden canlandırarak mümkün. İnsanların birçoğunu tekrar köye göndermek artık zor. Kaldı ki hepsinin gitmesine de gerek yok. Amerika dünyaya bir sürü tarımsal ürün satıyor. Amerikan nüfusunun anca % 3-4’ü tarımla uğraşıyor. Ama mekanizasyon, organizasyon o kadar iyi ki % 3-4 kendi ülkesini doyurduğu gibi mısırdan tutunda buğday ve pamuğa kadar her şeyi satıyor. 

Türkiye pancardan şeker üretimine devam etmeli

H.T:Madem oraya girdik Şeker Fabrikaları önce özelleştiriliyor sonra kapatılıyor ve ardından ne yazık ki Amerikan firmalarının GDO’lu mısırdan elde ettikleri glikoz şurubuna mahkum oluyoruz. Tabiki bu serbest piyasada engellenecek bir şey değil. Biz bazı antlaşmalarla Amerikan firmalarına ve diğer ülkelerin firmalarına glikoz şurubunda, gübrede bazı ayrıcalıklar tanımışız. Antlaşmalar yapmışız. Ama ne yazık ki bu antlaşmalar da köyün, çiftçinin aleyhine oluyor. 

H.S.: Bu şeker konusunda bilim adamları konuşuyor. Nişasta bazlı şekerin çok uygun olmadığı, zararlı olduğu söyleniyor. Zarar eden fabrikaların tabiki özelleşmesi gerekir. Ama, bu özelleşme fabrikaların üretime devam etmeleri kaydıyla olmalı. Türkiye pancar şekerini bırakmamalı. Zaten birçok sağlık sorunuyla uğraşıyoruz. Bu şekerden kaynaklı hastalıklarla uğraşmayalım. Onun yaygınlaşmasına fırsat vermeyelim. Yani üretime devam etmek lazım. Özel sektör olur, devlet sektörü olur ama hem köylü üretime devam etmiş olur hem de pancarın diğer artıları malum zaten. Küspesi, melası var, ispirto gibi yan ürünleri var. 

H.T: Hayvancılığa destek oluyor.

H.S.: Evet. Sonra şekerimizde yerli kaynaktır zaten. Maliyet yüksek olsa bile milli ve yerli kaynak olduğu için en azından istihdama katkısı var. Yerli kaynaklar değerlendirilmiş oluyor. Dolayısıyla şekerde üretime devam etmek gerektiğine inanıyorum.

Burdur’u Göller Yöresi yapan Burdur Gölü ve diğer gölleri

H.T: Ben bu arada zaten GDO’lu ürünler dediğimiz ürünleri, tohumları daha pek çok şeyi Avrupa Birliği ülkeleri İngiltere, Fransa, Almanya kendi ülkelerine sokmuyorlar. Böyle de bir çelişki var. Bir başka konuda Burdur Gölü ve Salda Gölü. Sizin bu konuları yakından takip ettiğinizi biliyorum. Aral Gölü kuruduktan sonra çevresinde yaşayan 1 milyon insan kanser olmuş. Burdur Gölü’nün tabanınında kimyasal, kansorejen maddelerle dolu olduğunu, kurudukça bunların tozla ulaşıp kansere yol açabileceğini artık herkes biliyor. Bir başka konu bu aralar Saldivler Saldivler diye övgüler düzüyoruz. Çok güzel. Ama unutmayalım Salda Gölü’nün kıyısında görünmeye başlayan adacıklar ve beyaz görüntü Salda Gölü’nde suyun çekilmesinden sonra ortaya çıktı. Burada övünülecek bir tablo yok. Aksine bu durum kaygı verici. Bu yüzden bu konuda sizin mesajınız, tespitleriniz nedir? Burdur Gölü ve Salda Gölü’nün kurtarılması konusunda ben, devletten daha çok kamuoyunun bu konudaki yönlendiriciliğine güveniyorum. Neler düşünüyorsunuz bu konuda?

H.S.: Doğru tabi. Toplum olarak biz değerlerimize sahip çıkmak durumundayız. Burdur’u Burdur yapan Burdur Gölü ve Salda Gölü önemli değerleri. Burdur Gölü’nde su seviyesinin düşmesi, hem iklime hem de daha pek çok çevresel olaya yol açıyor. Aral Gölü kurudu. O bölgede bir sürü iklimden tutun da insan sağlığına kadar sorunlar oluştu. Ama bu periyot. Bazen kuraklık uzun yıllar devam edebiliyor. Yani periyot tersine döner diye umuyoruz. Ama tabi havzayı besleyen sular tamamen azaldı. Göletlerde su tutulmasını uzun vade de kayıp olarak düşünmüyorum. Çünkü birleşik katlar prensibi gereği, göletlerdeki sular dolduktan sonra yine havzaya gidecek. Çok fazla kullanım buharlaşmayı hızlandırıyor. Dolayısıyla inşallah yağışlar bol olur da Burdur Gölü kurtulur. Burdur Gölü kuruduğu zaman, hem Burdur’un görsel etkilenmesi söz konusu. Hem de sağlık yönünden göl yatağındaki tozların kansorejen taşıması da önemli. Onunla ilgli birçok çalışmalar devam ediyor. Projeler yürütülüyor. İnşallah yararlı bir sonuç bulunur diye ümit ediyoruz. 

Benim memleketim Kaş Teke Yöresi’nin bir parçası

H.T: 1 hafta 10 içerisinde Manisa’daki görevinize fiilen başlayacaksınız. Söyleşinin son bölümünde neler söylemek istersiniz?

H.S.: 5 yıllık görevim içerisinde gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı teşekkür ediyorum. Tabi başta söylediğim gibi biz hemşehriyiz. Teke Yöresi’ndeniz. Ama genel konuşmam içerisinde belirttiğim gibi, bütün Türkiye’de değerlerimize sahip çıktığımız gibi, Burdur’da  da, özellikle değerlerimize ve kültürümüze, Kibyra gibi, Sagalassos gibi önemli antik kentlerimize Kremna ve diğerlerine, keza aynı şekilde sahip çıkmak lazım. Burdur Gölü, Salda Gölü , Yarışlı Gölü ve diğer göllerimize de sahip çıkmamız lazım. Bunlar Burdur’u Burdur yapan, Göller Yöresi’ni Göller Yöresi yapan güzellikler onları korumak lazım. Kültürümüze sahip çıkmak lazım. Çünkü Orta Asya’dan buraya, Türklerin özgün kültürünü yaşatan en önemli bölgelerden birisi de Teke Yöre’mizdir. Birde topyekün elbirliği içerisinde, Burdur’u ve yöremizi kalkındırmak için değişik projelerle işbirliği yaparak Burdur’u kalkındırmak lazım. Bunun için herkes işbirliği yapsın. Hatta ben ilk geldiğim yıllarda Ankara’daki toplantıda “Antalya’da bir Burdur daha var neredeyse. Antalya’da yaşayan Burdurlular, Antalya’dan Burdur’a her yıl 1-2 konuk, turist getirse Burdur canlanır” demiştim. 

H.T: Önemli bir saptama.

H.S.: Bir grup turist getirseler Burdur canlanır. İnsuyu’nda yeniden hizmet verilmeye başlandı. Turlar geliyor. Bu Salda, Sagalassos, Kibyra ve diğer doğal güzelliklerimiz içinde söz konusu. Artık yaz-kış günübirlik turlar gelmeye başladı. Bunlara cevap verecek sosyal donatıları yapmak lazım. Dolayısıyla Burdur’umuza sahip çıkmış olacağız o şekilde. Burdurlulara gider ayak mesajım; “Burdurlular Burdur’a sahip çıkın” olacak.

H.T: Teşekkür ederim.

H.S.: Ben teşekkür ediyorum sağ olun. 

 
 
 
8 Eylül 2018 Cumartesi 20:35
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Vali Kaymak'tan özeleştiriİstanbul Yeni Havalimanı’nda büyük provaTSK'dan ÖSO'ya İdlib talimatı: Hazır olun!Alman firmadan ABD'de düz vitese son verme kararı!.Vali Kaymak'tan veda yemeğiErdoğan’a balığa çıkma teklifiABD'ye bir vergi tokadı da Çin'den
JÖPER 20 Metreden Vurdu'Cumhurbaşkanı Erdoğan Kato Dağı’ndaki Askerlere Seslendi''Türkiye ve İran savunma sanayisinde iş birliği yapabilir.'Erzincan'da müftülüğe silahlı saldırı: 5 ölü
Türkiye'de Seyahat Edenler Arttı
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:01
  • Güneş06:42
  • Öğlen13:08
  • İkindi16:35
  • Akşam19:12
  • Yatsı20:41
 
Anket
Özlük hakları düzenlemesi
bu yıl içinde yapılır
bir iki yıl içinde belki
kesinlikle yapılmaz
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1187 - Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü kuşattı.
1519 - Portekizli kaşif Ferdinand Magellan, 270 kişi ve 5 gemiyle İspanya'dan yola çıktı.
1633 - Galileo Galilei, İspanyol engizisyon mahkemesinde, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü söylediği için yargılandı.
1922 - Fransız ve İtalyan kuvvetleri Çanakkale'den çekildi.
1928 - İtalya'da "Yüksek Faşist Konsey" en yüksek yasama organı oldu.
1933 - Başbakan İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın, Sofya'yı ziyaretinde, 1929 Tarafsızlık Antlaşması'nın süresi uzatıldı.
1937 - İkinci Türk Tarih Kurultayı, Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı.
1937 - Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi'nde, Atatürk'ün de isteğiyle, Türkiye'nin ilk resim ve heykel müzesi açıldı.
1942 - Ukrayna'nın Letiçiv kentinde, Alman SS birlikleri, iki gün çinde yaklaşık 3 bin yahudiyi öldürdüler.
1946 - Fransa'da Cannes Film Festivali başladı.
1946 - Basın Yasası TBMM'de kabul edildi.
1951 - Türkiye'nin NATO'ya katılması kabul edildi.
1969 - John Lennon, The Beatles'dan ayrıldı.
1974 - Honduras'da kasırga: 10 bin kişi öldü.
1977 - Kuzey Vietnam, Birleşmiş Milletler'e kabul edildi.
1980 - Başbakanlığa emekli Amiral Bülent Ulusu atandı.
1981 - İran 149 solcu militanı idam ettiğini açıkladı.
1984 - Beyrut'ta ABD elçiliğine patlayıcı yüklü kamyonla intihar saldırısı yapıldı; 22 kişi öldü.
1988 - Naim Süleymanoğlu, Seul Olimpiyat Oyunlarında halter dalında 6 dünya rekoru kırdı.
1990 - Güney Osetya, Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etti.
1994 - Bakü'de petrol anlaşması imzalandı. İngiliz BP, Amerikan Amaco, Penzol, Rus Lukoil ve TPAO, bir konsorsiyum oluşturdu.
1995 - Deniz Baykal, Necdet Menzir'in görevden alınma isteğini reddeden Başbakan Tansu Çiller'le yürüttüğü DYP-CHP koalisyon hükümetini bozdu. Tansu Çiller hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e verdi.
2002 - İsrail askerleri, Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın karargahındaki üç binayı havaya uçurdu.
622 - Muhammed ile Ebu Bekir, Medine'ye ulaştı.
 
On Numara
17.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031113181926293438434451535459606465697279
 
Süper Loto
20.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu131735364146
 
Şans Topu
19.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu020306203001
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Sayısal Loto
19.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu103233374348
 
 
Kurumsal

İçerik

Taşra

Merkez

Başkent